📘 ÖNSÖZ
Türkiye Cumhuriyeti, köklü bir Türk devlet geleneğinin tarihsel birikimi üzerine inşa edilmiş modern bir hukuk devletidir. Bu birikim, Orta Asya’dan başlayarak Selçuklu ve Osmanlı devlet tecrübeleri ile kurumsallaşmış; Milli Mücadele süreci ile bağımsızlık iradesine dönüşmüş ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile yeni bir devlet yapısı kazanmıştır.
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, yalnızca bir tarih anlatımı değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, yönetim anlayışını ve temel değerlerini açıklayan düşünsel bir çerçevedir. Bu çerçevenin temelini; milli egemenlik, tam bağımsızlık, laiklik, hukukun üstünlüğü ve çağdaşlaşma oluşturmaktadır.
Bu eser, adayların yalnızca bilgi ezberlemesini değil; tarihsel olayları neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirebilmesini, kavramları doğru yorumlayabilmesini ve devlet anlayışını sistematik biçimde ifade edebilmesini amaçlamaktadır. Çünkü sözlü mülakatlarda ölçülen yalnızca bilgi değil; analiz gücü, ifade yeteneği ve tarih bilincidir.
📖 GİRİŞ
Türk devlet geleneği, tarih boyunca süreklilik gösteren güçlü bir yönetim ve hâkimiyet anlayışına dayanmıştır. Bu anlayışın merkezinde iki temel kavram yer alır: devletin bekası ve adalet. Orta Asya Türk devletlerinden itibaren görülen bu anlayış, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kurumsallaşmış; askeri, idari ve hukuki yapılar sistematik hale getirilmiştir.
-
19. yüzyılda Osmanlı Devleti, siyasi ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmış; bu süreçte modernleşme hareketleri başlamıştır. Tanzimat Fermanı (1839) ve Islahat Fermanı (1856) ile reform süreci hız kazanmış; Kanun-i Esasi (1876) ile anayasal düzene geçilmiştir. Ancak bu gelişmeler devletin dağılmasını engelleyememiştir.

I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918), Anadolu’nun işgal sürecini başlatmış; bu durum Türk milletinde bağımsızlık iradesini harekete geçirmiştir. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, Milli Mücadele’nin fiilî başlangıcı kabul edilmektedir.
Ardından yayımlanan Amasya Genelgesi, “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ilkesiyle milli egemenliğin temelini atmıştır. Erzurum ve Sivas Kongreleri, ulusal direnişi örgütlemiş; 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile egemenlik resmen millete geçmiştir.
Milli Mücadele süreci yalnızca askeri bir direniş değil; aynı zamanda yeni bir devlet anlayışının inşasıdır. Sakarya Meydan Muharebesi (1921) ve Büyük Taarruz (1922) askeri zaferleri sağlamış; Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) ile Türkiye’nin uluslararası bağımsızlığı kabul edilmiştir.
Son olarak, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu anayasal güvence altına almıştır.
🎯 AKILDA KALMASI GEREKEN ANA KAVRAMLAR
-
Devletin bekası
-
Tam bağımsızlık
-
19 Mayıs 1919 – Milli Mücadele’nin başlangıcı
-
23 Nisan 1920 – TBMM’nin açılması
-
24 Temmuz 1923 – Lozan Antlaşması
-
29 Ekim 1923 – Cumhuriyet’in ilanı
📑 I. BÖLÜM
🇹🇷 TÜRK DEVLET GELENEĞİNİN TARİHSEL TEMELLERİ
1.1 Türklerde Devlet Anlayışı
Türk devlet geleneği, tarih boyunca süreklilik gösteren güçlü bir siyasi teşkilatlanma kültürüne dayanmaktadır. İlk Türk devletlerinden itibaren görülen temel anlayış, kut inancı, töre düzeni ve adalet esasına dayalı yönetim anlayışıdır.
Türklerde devlet, yalnızca siyasi bir organizasyon değil; aynı zamanda milletin varlığını koruyan kutsal bir yapı olarak kabul edilmiştir. Hükümdarın yetkisi, ilahi kaynaklı olduğu kabul edilen
dayandırılmıştır. Ancak bu yetki sınırsız değildir; hükümdar töreye, yani yazısız hukuk kurallarına uymak zorundadır.
Bu durum, Türk devlet geleneğinde hukukun üstünlüğü fikrinin erken dönemlerden itibaren var olduğunu göstermektedir.
1.2 Orhun Abideleri ve Devlet Felsefesi
Orhun Abideleri, Türk siyasi düşüncesinin en eski yazılı belgeleridir. Bu yazıtlarda devletin nasıl yönetilmesi gerektiği, milletin birlik içinde kalmasının önemi ve bağımsızlığın değeri vurgulanmaktadır.
Metinlerde özellikle şu anlayış dikkat çekmektedir:
Devlet zayıfladığında millet dağılır; millet bilinçli olduğunda devlet güçlenir.
Bu yönüyle Orhun Yazıtları, yalnızca tarihî bir belge değil; aynı zamanda milli bilinç ve devlet sorumluluğu manifestosu niteliğindedir.
1.3 Selçuklu Döneminde Devlet Yapısı
Büyük Selçuklu Devleti döneminde Türk devlet anlayışı kurumsallaşmıştır. Bu dönemde devlet yönetimi sistematik hale getirilmiş, vezirlik makamı güçlendirilmiş ve medrese sistemi geliştirilmiştir.
Özellikle Nizamülmülk’ün devlet teşkilatlanmasındaki rolü, Selçuklu yönetiminin sağlam temellere oturmasını sağlamıştır. Nizamülmülk tarafından kaleme alınan Siyasetname, devlet idaresinde adaletin, liyakatin ve disiplinin önemini vurgulamaktadır.
Selçuklu anlayışında devletin temel amacı:
-
Düzeni sağlamak
-
Adaleti tesis etmek
-
Toplumsal huzuru korumak
1.4 Osmanlı Devleti’nde Yönetim Anlayışı
Osmanlı Devleti, Selçuklu mirasını devralarak merkeziyetçi bir yönetim sistemi kurmuştur. Yönetim, padişahın başkanlığında ancak kurumsal organlar aracılığıyla yürütülmüştür.
En önemli yönetim organı olan Divan-ı Hümayun, devlet işlerinin görüşüldüğü yüksek karar organıdır. Bu yapı, yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarını bir arada yürütmüştür.
Osmanlı devlet anlayışının temelinde şu ilkeler yer alır:
-
Merkezi otorite
-
Adalet anlayışı
-
Dini hoşgörü (Millet sistemi)
-
Toprak düzeni (Tımar sistemi)
Özellikle tımar sistemi, hem ekonomik hem de askeri düzeni sağlayan önemli bir mekanizma olmuştur.
1.5 Osmanlı’da Hukuk ve Toplumsal Düzen
Osmanlı Devleti’nde hukuk sistemi iki temel kaynağa dayanmıştır:
-
Şer’i hukuk
-
Örfi hukuk

Bu yapı, devletin hem dini hem de geleneksel kuralları bir arada uygulamasını sağlamıştır. Ayrıca farklı dini topluluklara kendi hukuk sistemlerini uygulama imkânı tanıyan millet sistemi, çok uluslu yapının korunmasında etkili olmuştur.
Bu durum, Osmanlı’nın uzun süre varlığını sürdürebilmesinde önemli rol oynamıştır.
📌 Bölüm Sonu Değerlendirme
Türk devlet geleneği, tarih boyunca üç temel ilke etrafında şekillenmiştir
-
Adalet
-
Merkezi otorite
-
Devletin bekası
Bu anlayış, Selçuklu’dan Osmanlı’ya; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihsel sürekliliğin temelini oluşturmuştur.
📑 II. BÖLÜM
🏛️ OSMANLI’DA MODERNLEŞME VE ÇÖZÜLME SÜRECİ
(Tanzimat’tan Mondros’a)
2.1 Osmanlı Devleti’nde Modernleşme İhtiyacı
-
yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti, askeri ve ekonomik alanlarda Avrupa karşısında gerilemeye başlamıştır. Bu durum, devlet yöneticilerini ıslahat hareketlerine yöneltmiştir. İlk başlarda daha çok askeri alanda başlayan yenilikler, zamanla hukuki, idari ve eğitim alanlarına yayılmıştır.
Modernleşme hareketlerinin temel amacı, devletin dağılmasını önlemek ve merkezi otoriteyi güçlendirmek olmuştur. Ancak yapılan reformlar çoğu zaman toplumsal yapıyla tam uyum sağlayamamış ve kalıcı bir dönüşüm yaratmakta yetersiz kalmıştır.
2.2 Sened-i İttifak (1808)
Sened-i İttifak, Osmanlı padişahı II. Mahmud ile ayanlar arasında imzalanmıştır. Bu belge, padişahın yetkilerinin kısmen sınırlandırılması açısından önemlidir.
Her ne kadar tam anlamıyla bir anayasa niteliği taşımamış olsa da, Osmanlı tarihinde anayasal gelişmelerin ilk adımı olarak kabul edilmektedir. Bu belge ile merkezi otorite ile yerel güçler arasında bir denge kurulmaya çalışılmıştır.
2.3 Tanzimat Fermanı (1839)
Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti’nde hukuk ve yönetim alanında köklü değişimlerin başlangıcıdır. Bu ferman ile:
- Can, mal ve namus güvenliği garanti altına alınmıştır.
- Vergi sistemi düzenlenmiştir.
- Askerlik hizmeti belirli kurallara bağlanmıştır.
Tanzimat’ın temel amacı, devletin bütünlüğünü korumak ve hukuk devleti anlayışını güçlendirmektir.
2.4 Islahat Fermanı (1856)
Islahat Fermanı, özellikle gayrimüslim tebaanın haklarını genişletmiştir. Hukuk önünde eşitlik ilkesi daha açık biçimde vurgulanmıştır.
Bu belge, Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleri karşısında diplomatik baskılar altında reform yapma sürecinin bir göstergesidir.
2.5 Kanun-i Esasi ve I. Meşrutiyet (1876)
1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi, Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. Bu anayasa ile:
-
Meclis açılmış,
-
Padişahın yetkileri kısmen sınırlandırılmıştır.
Ancak kısa süre sonra meclis kapatılmış ve anayasal düzen askıya alınmıştır.
2.6 II. Meşrutiyet (1908)
1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanı ile anayasal düzen yeniden yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde siyasi partiler kurulmuş ve basın özgürlüğü artmıştır.
Ancak siyasi istikrarsızlık, iç karışıklıklar ve Balkan Savaşları devletin çözülme sürecini hızlandırmıştır.
2.7 Ekonomik Çöküş: Kapitülasyonlar ve Düyun-u Umumiye
Osmanlı Devleti’nin ekonomik zayıflaması, kapitülasyonların genişletilmesi ve dış borçların artması ile derinleşmiştir.
1881 yılında kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi, Osmanlı gelirlerinin önemli bir kısmını kontrol altına almıştır. Bu durum, devletin ekonomik bağımsızlığını ciddi şekilde zedelemiştir.
2.8 I. Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri yanında katılmıştır. Savaşın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918), Osmanlı Devleti’nin fiilen sona erdiğini göstermiştir.
Bu mütareke ile:
-
Ordular terhis edilmiş,
-
Stratejik noktalar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir.
Mondros, Anadolu’nun işgal sürecini başlatmış ve Milli Mücadele’nin zeminini hazırlamıştır.
📌 Bölüm Sonu Değerlendirme
Osmanlı modernleşme süreci, devletin dağılmasını önlemek amacıyla başlatılmış; ancak siyasi ve ekonomik sorunlar nedeniyle kalıcı bir çözüm üretilememiştir.
Bu süreçte dikkat çeken temel kavramlar:
- Anayasal gelişme
- Hukuk devleti arayışı
- Ekonomik bağımlılık
- Merkezi otoriteyi güçlendirme çabası
- Mondros Mütarekesi ile başlayan işgal süreci
Osmanlı Devleti’nin çözülme süreci, Türk milletinin bağımsızlık iradesini ortaya çıkarmış ve yeni bir devlet anlayışının doğmasına zemin hazırlamıştır.
📑 III. BÖLÜM
🇹🇷 MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ (1919–1923)
3.1 19 Mayıs 1919 – Samsun’a Çıkış
19 Mayıs 1919, Türk İstiklal Mücadelesi’nin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, işgale karşı örgütlü direnişin ilk adımıdır.
Bu hareket yalnızca askeri bir görevlendirme değil; aynı zamanda milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet anlayışının başlangıcıdır.
🔎 Kritik Kavram:
- Milli direnişin başlangıcı
3.2 Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
Amasya Genelgesi, Milli Mücadele’nin ilk program belgesidir. En önemli ifadesi:
“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Bu ifade, milli egemenlik ilkesinin açık ilanıdır.
Genelge ile:
- İstanbul Hükümeti’nin görevini yerine getiremediği belirtilmiş,
- Ulusal bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.
🔎 Kritik Kavram:
- Egemenliğin millete ait olması
3.3 Erzurum ve Sivas Kongreleri (1919)
Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)
- Bölgesel toplanmıştır.
- Vatan bir bütündür, parçalanamaz ilkesi kabul edilmiştir.
- İlk kez milli iradeye dayalı bir yönetim fikri ortaya konmuştur.
Sivas Kongresi (4–11 Eylül 1919)
- Ulusal niteliktedir.
- Tüm direniş cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir.
🔎 Kritik Kavramlar:
- Milli birlik
- Temsil Heyeti
- Ulusal direnişin örgütlenmesi
3.4 Misak-ı Milli (28 Ocak 1920)
Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kabul edilen Misak-ı Milli, Türk milletinin kabul ettiği sınırları belirleyen milli yemindir.
Temel ilkesi:
- Ulusal sınırlar içinde tam bağımsızlık
Bu karar, İtilaf Devletleri tarafından tepkiyle karşılanmış ve İstanbul işgal edilmiştir.
3.5 23 Nisan 1920 – TBMM’nin Açılması
23 Nisan 1920, egemenliğin resmen millete geçtiği tarihtir. TBMM’nin açılması ile:
- İstanbul Hükümeti’nin yetkisi fiilen sona ermiş,
- Yeni bir devlet yapısının temeli atılmıştır.
Bu gelişme, monarşik sistemden milli egemenliğe geçişi ifade etmektedir.
🔎 Kritik Kavram:
- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
3.6 Düzenli Ordunun Kurulması
Başlangıçta direniş, Kuvâ-yi Milliye birlikleri tarafından yürütülmüştür. Ancak bu yapı disiplin ve merkezi komuta açısından yetersiz kalmıştır.
Bu nedenle düzenli ordu kurulmuş ve askeri başarılar sistemli hale getirilmiştir.
3.7 İnönü Savaşları (1921)
I. ve II. İnönü Savaşları, düzenli ordunun ilk başarılarıdır. Bu savaşlar:
- TBMM’nin otoritesini güçlendirmiş,
- Uluslararası alanda saygınlık kazandırmıştır.
3.8 Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921)
Sakarya Savaşı, Milli Mücadele’nin dönüm noktasıdır.
Mustafa Kemal Paşa’nın şu emri bu savaşta verilmiştir:
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.”
Bu savaş sonrası Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verilmiştir.
🔎 Kritik Kavram:
- Savunmadan taarruza geçiş
3.9 Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi (1922)
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta kesin zaferle sonuçlanmıştır.
Bu zaferle:
- Yunan ordusu Anadolu’dan çıkarılmış,
- Askeri mücadele fiilen sona ermiştir.
3.10 Mudanya Ateşkesi (11 Ekim 1922)
Mudanya Ateşkesi ile savaş resmen sona ermiş; diplomatik sürece geçilmiştir.
Bu gelişme, askeri zaferin siyasi başarıya dönüşmesinin ilk adımıdır.
3.11 Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923)
Lozan Antlaşması ile:
- Kapitülasyonlar kaldırılmış,
- Türkiye’nin bağımsızlığı uluslararası alanda tanınmış,
- Sevr Antlaşması geçersiz kılınmıştır.
🔎 Kritik Kavram:
- Tam bağımsızlık
3.12 29 Ekim 1923 – Cumhuriyet’in İlanı
Cumhuriyet’in ilanı ile yönetim şekli kesinleşmiş ve milli egemenlik anayasal güvence altına alınmıştır.
Bu adım, Milli Mücadele’nin siyasi sonucudur.
📌 Bölümün Ana Çerçevesi
Milli Mücadele süreci üç temel aşamada değerlendirilir:
- Siyasi örgütlenme (1919–1920)
- Askeri mücadele (1920–1922)
- Diplomatik başarı (1922–1923)
Bu süreç, yalnızca bir bağımsızlık savaşı değil; aynı zamanda yeni bir devlet anlayışının kuruluş sürecidir.
📑 IV. BÖLÜM
🏛️ LOZAN’DAN CUMHURİYET İNKILAPLARINA GEÇİŞ
4.1 Lozan Antlaşması’nın Tarihsel Önemi
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması, Türk milletinin askeri zaferini diplomatik başarıya dönüştüren temel belgedir. Bu antlaşma ile Türkiye’nin uluslararası hukuki varlığı resmen tanınmıştır.
Lozan’ın en önemli sonuçları şunlardır:
- Sevr Antlaşması’nın geçersiz hale gelmesi
- Kapitülasyonların kaldırılması
- Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının kabul edilmesi
- Sınırların büyük ölçüde belirlenmesi
Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değil; aynı zamanda tam bağımsızlık ilkesinin diplomatik teyididir.
4.2 Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Saltanatın kaldırılması, Osmanlı monarşik yönetiminin sona erdirilmesidir. Bu adım:
- Egemenliğin millete ait olduğu anlayışını güçlendirmiş,
- Eski rejim ile yeni devlet arasındaki bağı koparmıştır.
Bu gelişme, Cumhuriyet’in ilanına giden sürecin en önemli aşamalarından biridir.
4.3 Cumhuriyet’in İlanı (29 Ekim 1923)
29 Ekim 1923, Türkiye’nin yönetim biçiminin resmen Cumhuriyet olarak ilan edildiği tarihtir.
Bu karar ile:
- Devlet başkanlığı makamı oluşturulmuş,
- Kabine sistemi netleştirilmiş,
- Yönetim krizleri sona erdirilmiştir.
Cumhuriyet’in ilanı, milli egemenlik ilkesinin anayasal ifadesidir.
4.4 Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
Halifeliğin kaldırılması, devletin laikleşme sürecinin en önemli adımlarından biridir.
Bu gelişme ile:
- Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmış,
- Siyasal otoritenin dini dayanakları sona ermiştir.
Bu adım, modern hukuk devletine geçiş sürecini hızlandırmıştır.
4.5 Hukuk ve Eğitim Alanındaki Temel İnkılaplar
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924)
Eğitimde birlik sağlanmış ve tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Böylece:
- Milli bilinç güçlendirilmiş,
- Eğitim sistemi çağdaşlaştırılmıştır.
Medeni Kanun’un Kabulü (1926)
İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile:
- Kadın-erkek eşitliği sağlanmış,
- Aile hukuku modern esaslara bağlanmıştır.
🔎 Kritik Kavramlar:
- Hukuk birliği
- Laik hukuk sistemi
- Toplumsal eşitlik
4.6 Toplumsal ve Kültürel İnkılaplar
Harf İnkılabı (1928)
Arap alfabesi yerine Latin alfabesi kabul edilmiştir. Amaç:
- Okuma yazma oranını artırmak,
- Kültürel dönüşümü hızlandırmaktır.
Soyadı Kanunu (1934)
Her vatandaşa soyadı alma zorunluluğu getirilmiştir. Bu düzenleme ile:
- Modern nüfus sistemi oluşturulmuş,
- Toplumsal düzen sadeleştirilmiştir.
Kadınlara Siyasi Hakların Verilmesi (1934)
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Bu gelişme:
- Demokratikleşme sürecinin önemli bir aşamasıdır.
📌 Bölümün Temel Çerçevesi
Lozan’dan sonraki süreç, askeri bağımsızlığın siyasal, hukuki ve toplumsal dönüşümle tamamlanmasıdır.
Bu dönemde üç ana hedef gözetilmiştir:
- Ulusal egemenliğin kurumsallaşması
- Laik ve çağdaş hukuk sisteminin oluşturulması
- Toplumsal modernleşmenin sağlanması
📑 V. BÖLÜM
🇹🇷 ATATÜRK İLKELERİNİN TEORİK VE FELSEFİ TEMELLERİ
5.1 Atatürk İlkelerinin Ortaya Çıkışı
Atatürk İlkeleri, Milli Mücadele sonrasında kurulan yeni devletin ideolojik ve yönetsel temelini oluşturur. Bu ilkeler, tarihsel bir zorunluluğun ve toplumsal dönüşüm ihtiyacının sonucudur.
Osmanlı Devleti’nin dağılması, siyasi otoritenin zayıflaması ve dış müdahaleler, yeni bir devlet modelinin gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda Atatürk İlkeleri:
- Milli egemenliği esas alan,
- Tam bağımsızlığı hedefleyen,
- Çağdaşlaşmayı temel alan
bir devlet anlayışını temsil etmektedir.
5.2 Cumhuriyetçilik
Cumhuriyetçilik, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması ilkesine dayanır.
Bu ilke ile:
- Yönetim yetkisi hanedandan alınmış,
- Halkın iradesi esas kabul edilmiştir.
Cumhuriyetçilik, yalnızca bir yönetim şekli değil; aynı zamanda demokratik katılım anlayışıdır.
🔎 Anahtar Kavram:
- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
5.3 Milliyetçilik
Atatürk milliyetçiliği, ırk esasına dayanmayan; kültür, tarih ve ülkü birliğini temel alan bir anlayıştır.
Bu ilkenin amacı:
- Ulusal birlik ve beraberliği sağlamak,
- Devletin bağımsızlığını korumaktır.
Atatürk milliyetçiliği, ayrıştırıcı değil birleştirici bir nitelik taşır.
5.4 Halkçılık
Halkçılık ilkesi, toplum içinde hiçbir sınıfa veya zümreye ayrıcalık tanınmamasını ifade eder.
Bu anlayışın temelinde:
- Kanun önünde eşitlik,
- Sosyal adalet,
- Demokratik katılım yer alır.
Halkçılık, Cumhuriyetçilik ilkesinin toplumsal boyutudur.
5.5 Devletçilik
Devletçilik ilkesi, ekonomik kalkınmanın sağlanması amacıyla devletin aktif rol üstlenmesini öngörür.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel sektörün yetersiz olması nedeniyle:
- Sanayi yatırımları devlet eliyle gerçekleştirilmiştir.
Bu ilke, karma ekonomi modelini ifade eder.
5.6 Laiklik
Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
Bu ilke ile:
- Hukuk sistemi akıl ve bilim esaslarına dayandırılmış,
- Din ve vicdan özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
Laiklik, modern devlet anlayışının temel taşlarından biridir.
5.7 İnkılapçılık
İnkılapçılık, yapılan devrimlerin korunması ve sürekli gelişimin sağlanmasıdır.
Bu ilke:
- Durağanlığı reddeder,
- Sürekli yenilenmeyi esas alır.
Amaç, Türkiye’yi çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmaktır.
📌 Atatürk İlkelerinin Ortak Özellikleri
Atatürk İlkeleri bir bütünlük arz eder ve birbirini tamamlar. Temel dayanakları:
- Milli egemenlik
- Tam bağımsızlık
- Hukukun üstünlüğü
- Çağdaşlaşma
- Toplumsal eşitlik
Bu ilkeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojik çerçevesini oluşturur.
🎯 Genel Değerlendirme
Türk devlet geleneği, Osmanlı modernleşme süreci, Milli Mücadele ve Cumhuriyet inkılapları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ortaya çıkan sonuç şudur:
Türkiye Cumhuriyeti, tarihsel bir birikimin üzerine kurulmuş; ancak yönetim anlayışını milli egemenlik ve çağdaş hukuk devleti esasına göre yeniden şekillendirmiştir.
📑 VI. BÖLÜM
🌍 ATATÜRK DÖNEMİ DIŞ POLİTİKASI (1923–1938)
6.1 Dış Politikanın Temel İlkesi
Atatürk dönemi dış politikasının temel dayanağı şu ilkedir:
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Bu anlayış, Türkiye’nin dış ilişkilerinde barışçı, dengeli ve gerçekçi bir politika izlemesini öngörmüştür. Amaç, askeri maceralardan uzak durarak uluslararası saygınlığı artırmak ve ulusal çıkarları korumaktır.
🔎 Temel Hedefler:
- Tam bağımsızlık
- Ulusal egemenliğin korunması
- Sınır güvenliğinin sağlanması
- Bölgesel barışın tesis edilmesi
6.2 Musul Meselesi
Lozan’da çözülemeyen Musul sorunu, Türkiye ile İngiltere arasında ihtilaf konusu olmuştur. Sorun Milletler Cemiyeti’ne taşınmış ve 1926 Ankara Antlaşması ile Musul Irak’a bırakılmıştır.
Bu gelişme, Türkiye’nin gerçekçi ve barışçı dış politika anlayışının bir sonucudur.
6.3 Milletler Cemiyeti’ne Üyelik (1932)
Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne davet üzerine üye olmuştur. Bu durum, genç Cumhuriyet’in uluslararası alanda saygın bir konuma ulaştığını göstermektedir.
6.4 Balkan Antantı (1934)
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanmıştır.
Amaç:
- Balkanlarda barışı korumak
- Revizyonist tehditlere karşı ortak savunma oluşturmak
6.5 Sadabat Paktı (1937)
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır.
Bu pakt:
- Doğu sınır güvenliğini sağlamayı
- Bölgesel istikrarı güçlendirmeyi amaçlamıştır.
6.6 Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936)
Montrö Sözleşmesi ile Türkiye, Boğazlar üzerinde tam egemenlik hakkını yeniden kazanmıştır.
Bu gelişme:
- Lozan’da sınırlanan egemenliğin güçlendirilmesi
- Türkiye’nin stratejik öneminin artması
anlamına gelmektedir.
6.7 Hatay Meselesi (1939)
Hatay, 1938’de bağımsız devlet olmuş; 1939 yılında Türkiye’ye katılmıştır.
Bu başarı:
- Diplomasi yoluyla toprak kazanımı
- Barışçı dış politikanın somut sonucudur.
📑 VII. BÖLÜM
📜 LOZAN ANTLAŞMASI’NIN AYRINTILI ANALİZİ (1923)
7.1 Siyasi Maddeler
- Türkiye’nin bağımsızlığı uluslararası alanda tanınmıştır.
- Yeni Türk Devleti’nin sınırları büyük ölçüde belirlenmiştir.
- Sevr Antlaşması geçersiz kılınmıştır.
🔎 En önemli kazanım:
Uluslararası meşruiyet ve tam bağımsızlık.
7.2 Kapitülasyonların Kaldırılması
Lozan ile kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır.
Bu durum:
- Türkiye’nin ekonomik egemenliğini
- Hukuki bağımsızlığını
güçlendirmiştir.
7.3 Azınlıklar Meselesi
Azınlıklar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kabul edilmiştir. İç işlerine müdahale yolu kapatılmıştır.
Bu karar:
- Ulusal egemenliğin korunması açısından önemlidir.
7.4 Boğazlar Meselesi
Boğazlar, başlangıçta uluslararası komisyon denetimine bırakılmıştır. Ancak Türkiye’nin güvenliği korunmuştur.
Bu durum 1936 Montrö Sözleşmesi ile tamamen Türkiye lehine çözülmüştür.
7.5 Osmanlı Borçları
Osmanlı borçları, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırılmıştır.
Bu düzenleme:
- Ekonomik yükü azaltmış,
- Mali bağımsızlığın önünü açmıştır.
7.6 Nüfus Mübadelesi
Türkiye ile Yunanistan arasında karşılıklı nüfus değişimi yapılmıştır.
Amaç:
- Etnik sorunları azaltmak
- Ulusal bütünlüğü güçlendirmek
📌 Lozan’ın Genel Değerlendirmesi
Lozan Antlaşması:
- Askeri zaferin diplomatik tescilidir
- Sevr’i hukuken geçersiz kılmıştır
- Türkiye’nin bağımsız devlet kimliğini sağlamlaştırmıştır
Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değil; aynı zamanda Cumhuriyet’in uluslararası tapu senedi olarak nitelendirilmektedir.
📑 VIII. BÖLÜM
🎯 MÜLAKATLARDA SORULAN KRİTİK YORUM SORULARI
8.1 “Milli Mücadele’nin başarısında en önemli unsur nedir?”
Model Cevap Çerçevesi:
Milli Mücadele’nin başarısında en önemli unsur, milli birlik ve beraberlik ruhudur. Bunun yanında güçlü liderlik, düzenli ordunun kurulması ve halk desteği belirleyici olmuştur. Askeri zaferlerin arkasında siyasi meşruiyet ve milli irade bulunmaktadır. Süreç, yalnızca bir savaş değil; egemenliğin millete devri anlamına gelmektedir.
8.2 “Lozan Antlaşması sizce tam bağımsızlığı sağlamış mıdır?”
Model Cevap Çerçevesi:
Lozan Antlaşması, Türkiye’nin siyasi ve hukuki bağımsızlığını sağlamıştır. Kapitülasyonların kaldırılması ve sınırların belirlenmesi büyük kazanımdır. Ancak bazı meseleler (Boğazlar, Hatay) sonraki yıllarda çözüme kavuşmuştur. Genel çerçevede Lozan, tam bağımsızlık ilkesinin temel dayanağıdır.
8.3 “Atatürk İlkeleri günümüz için neden önemlidir?”
Model Cevap Çerçevesi:
Atatürk İlkeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini temsil eder. Milli egemenlik, laiklik, hukuk devleti ve çağdaşlaşma ilkeleri günümüzde de devlet düzeninin temelini oluşturmaktadır. Bu ilkeler, demokratik yapının korunmasında yol göstericidir.
8.4 “Laiklik ilkesini yalnızca din-devlet ayrılığı olarak görmek yeterli midir?”
Model Cevap Çerçevesi:
Laiklik yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması değildir. Aynı zamanda hukukun akıl ve bilim esasına dayanması, bireylerin din ve vicdan özgürlüğünün korunması anlamına gelir. Bu ilke, toplumsal barışın ve eşitliğin güvencesidir.
8.5 “Cumhuriyet’in ilanı neden bir rejim değişikliğinden fazlasıdır?”
Model Cevap Çerçevesi:
Cumhuriyet’in ilanı, yalnızca yönetim şeklinin değişmesi değil; egemenliğin kaynağının değişmesidir. Hanedan egemenliğinden milli egemenliğe geçiş anlamına gelmektedir. Bu nedenle siyasi ve toplumsal bir dönüşümdür.
8.6 “Devletçilik ilkesi günümüzde nasıl yorumlanmalıdır?”
Model Cevap Çerçevesi:
Devletçilik, özel girişimi reddetmez. Ancak kamu yararı gerektirdiğinde devletin ekonomik hayata müdahale etmesini öngörür. Günümüzde bu anlayış, karma ekonomi modeli ile açıklanmaktadır.
📑 SONUÇ
🏛️ GENEL DEĞERLENDİRME
Türk devlet geleneği, tarih boyunca süreklilik gösteren bir adalet ve merkezi otorite anlayışı üzerine kurulmuştur. Selçuklu ve Osmanlı tecrübeleri, devlet yönetiminde kurumsal bir yapı oluşturmuş; ancak modern çağın gereklilikleri yeni bir dönüşümü zorunlu kılmıştır.
Milli Mücadele, bu dönüşümün en kritik aşamasıdır. Süreç yalnızca askeri bir direniş değil; aynı zamanda yeni bir devlet modelinin inşasıdır. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması, egemenliğin millete geçişini; 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı, bu anlayışın kurumsallaşmasını ifade etmektedir.
Atatürk İlkeleri ise bu yeni devletin ideolojik ve hukuki temelini oluşturmuştur. Bu ilkeler sayesinde Türkiye Cumhuriyeti:
- Tam bağımsızlık
- Milli egemenlik
- Laik hukuk devleti
- Çağdaşlaşma hedefi
üzerine inşa edilmiştir.
Sonuç olarak, Cumhuriyet’in kuruluş süreci bir tarihsel kopuş değil; köklü devlet geleneğinin modern çağ şartlarına uyarlanmasıdır.
🇹🇷 TÜRK TARİHİNDEKİ ÖNEMLİ İSİMLER VE YAPTIKLARI
🏹 I. İLK TÜRK DEVLETLERİ DÖNEMİ
👑 Mete Han (M.Ö. 209)
Büyük Hun Devleti’nin hükümdarıdır.
Türk tarihinde ilk düzenli ordu sistemini kurmuştur.
- Onlu ordu sistemini oluşturmuştur.
- Türk askeri teşkilatının temelini atmıştır.
- Merkezi otoriteyi güçlendirmiştir.
🔎 Önemi: Türk askeri disiplininin kurucusu kabul edilir.
👑 Bilge Kağan (Göktürk Devleti)
Göktürk Devleti’nin en önemli hükümdarlarından biridir.
- Devletin yeniden toparlanmasını sağlamıştır.
- Orhun Abideleri’nin dikilmesini sağlamıştır.
- Devlet–millet bütünlüğünü güçlendirmiştir.
🔎 Önemi: Türk siyasi bilincinin gelişmesinde etkili olmuştur.
🏛 II. SELÇUKLU DÖNEMİ
👑 Tuğrul Bey
Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusudur.
- Devletin siyasi temelini atmıştır.
- Abbasi Halifesi tarafından Doğu’nun ve Batı’nın Sultanı ilan edilmiştir.
👑 Alparslan
Malazgirt Savaşı’nı (1071) kazanmıştır.
- Anadolu’nun kapılarını Türklere açmıştır.
- Bizans ordusunu mağlup etmiştir.
🔎 Önemi: Anadolu’nun Türkleşme sürecini başlatmıştır.
👤 Nizamülmülk
Selçuklu Devleti’nin veziridir.
- Nizamiye Medreselerini kurmuştur.
- Siyasetname adlı eseri yazmıştır.
- Devlet teşkilatını kurumsallaştırmıştır.
🏰 III. OSMANLI DÖNEMİ
👑 Osman Gazi
Osmanlı Devleti’nin kurucusudur.
- Beylikten devlete geçiş sürecini başlatmıştır.
👑 Orhan Gazi
- İlk düzenli orduyu kurmuştur.
- İlk medreseyi açmıştır.
- İlk para bastırmıştır.
👑 Fatih Sultan Mehmet
İstanbul’u fethetmiştir (1453).
- Orta Çağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı başlatmıştır.
- Merkezi otoriteyi güçlendirmiştir.
- Kanunname-i Âl-i Osman’ı hazırlamıştır.
🔎 Önemi: Osmanlı’yı imparatorluk seviyesine taşımıştır.
👑 Yavuz Sultan Selim
- Mısır Seferi’ni gerçekleştirmiştir.
- Halifeliği Osmanlı’ya geçirmiştir.
- Doğu’da siyasi birliği sağlamıştır.
👑 Kanuni Sultan Süleyman
- Osmanlı’nın en geniş sınırlara ulaştığı dönemdir.
- Kanunlaştırma faaliyetleri yürütmüştür.
🔎 Önemi: Hukuk düzenini sistemleştirmiştir.
🇹🇷 IV. CUMHURİYET DÖNEMİ
👤 Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.
- Milli Mücadele’yi yönetmiştir.
- 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açmıştır.
- 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan etmiştir.
- Atatürk İlkelerini ortaya koymuştur.
🔎 Önemi: Modern Türkiye Devleti’nin kurucusudur.
👤 İsmet İnönü
- Lozan Antlaşması’nın baş delegesidir.
- II. Dünya Savaşı döneminde denge politikası izlemiştir.
👤 Kazım Karabekir
- Doğu Cephesi Komutanıdır.
- Ermenilere karşı başarı sağlamıştır.
- Gümrü Antlaşması’nı imzalamıştır.
👤 Fevzi Çakmak
- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ilk Genelkurmay Başkanıdır.
- Milli Mücadele’de askeri organizasyonu güçlendirmiştir.
📌 AKILDA KALMASI GEREKEN İSİM – OLAY EŞLEŞTİRMELERİ
- Mete Han → Onlu ordu sistemi
- Alparslan → 1071 Malazgirt
- Fatih → 1453 İstanbul’un Fethi
- Yavuz → Halifeliğin Osmanlı’ya geçişi
- Atatürk → Cumhuriyet’in ilanı
- İnönü → Lozan Antlaşması
🌊 MAVİ VATAN NEDİR?
Mavi Vatan, Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik ve yetki alanlarını ifade eden jeopolitik bir doktrindir. Bu kavram; Türkiye’nin Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) haklarını kapsamaktadır.
Mavi Vatan anlayışının temel amacı:
- Deniz yetki alanlarının korunması
- Enerji kaynakları üzerindeki hakların savunulması
- Jeopolitik güvenliğin sağlanması
Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz’de enerji arama faaliyetleri ve deniz sınırlandırmaları konusunda aktif politika izlemektedir. 2019 yılında Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakatı, bu doktrinin somut bir yansımasıdır.
🔎 Temel Kavramlar:
- Kıta sahanlığı
- Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)
- Deniz egemenliği
🇸🇾 SURİYE MESELESİ NEDİR?
Suriye Meselesi, 2011 yılında başlayan iç savaş sonrasında ortaya çıkan siyasi, güvenlik ve insani boyutları olan bölgesel bir krizdir.
Süreç şu başlıklar altında incelenebilir:
1️⃣ Güvenlik Boyutu
Suriye’de oluşan otorite boşluğu, Türkiye’nin sınır güvenliği açısından risk oluşturmuştur. Özellikle:
- Terör örgütlerinin sınır hattında yapılanması
- Düzensiz göç hareketleri
Türkiye, bu nedenle sınır ötesi operasyonlar gerçekleştirmiştir.
2️⃣ İnsani Boyut
Türkiye, milyonlarca Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Bu durum sosyal ve ekonomik etkiler doğurmuştur.
3️⃣ Jeopolitik Boyut
Suriye krizi; ABD, Rusya, İran ve bölgesel aktörlerin müdahil olduğu çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Türkiye, hem ulusal güvenliğini koruma hem de bölgesel istikrarı sağlama amacıyla diplomatik ve askeri adımlar atmıştır.
🔎 Temel Kavramlar:
- Sınır güvenliği
- Terörle mücadele
- Bölgesel istikrar
🇬🇷 EGE MESELESİ NEDİR?
Ege Meselesi, Türkiye ile Yunanistan arasında:
- Kıta sahanlığı
- Karasuları genişliği
- Adaların silahsızlandırılması
- Hava sahası uyuşmazlığı
konularında yaşanan anlaşmazlıkları ifade eder.
Türkiye, Ege’de karasularının 12 mile çıkarılmasını “casus belli” (savaş sebebi) olarak değerlendirmektedir. Sorun, deniz yetki alanlarının adil paylaşımı meselesidir.
🇦🇿 KARABAĞ MESELESİ NEDİR?
Karabağ Meselesi, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan toprak anlaşmazlığıdır.
- 1990’lı yıllarda Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı işgal etmiştir.
- 2020 yılında Azerbaycan’ın askeri operasyonu ile bölge büyük ölçüde geri alınmıştır.
Türkiye, Azerbaycan’a siyasi ve diplomatik destek vermiştir.
🔎 Temel İlke:
- Uluslararası hukuka dayalı toprak bütünlüğü
🇮🇱 FİLİSTİN MESELESİ NEDİR?
Filistin Meselesi, İsrail ile Filistin arasında süregelen siyasi ve toprak temelli çatışmadır.
Temel sorunlar:
- Kudüs’ün statüsü
- Gazze ve Batı Şeria’daki durum
- İki devletli çözüm tartışması
Türkiye, genellikle iki devletli çözüm ilkesini savunmaktadır.
🌍 DOĞU AKDENİZ MESELESİ
Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynakları, bölgedeki deniz yetki alanı tartışmalarını artırmıştır.
Türkiye’nin yaklaşımı:
- Adil paylaşım
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının korunması
- Mavi Vatan doktrini çerçevesinde hareket edilmesi
🎯 MÜLAKATTA GELİRSE NASIL CEVAP VERİLİR?
Cevap verirken:
-
Siyasi polemiğe girilmez
-
Devlet politikası perspektifiyle konuşulur
-
“Uluslararası hukuk”, “ulusal güvenlik”, “bölgesel istikrar” kavramları kullanılır
-
Tarafsız ve dengeli ifade tercih edilir








